Salı, Mart 29, 2016

Banyo Zamanı

Saint Helena adası güney atlantik te İngiliz hakimiyetindeki bir ada. Konumu itibariyla heryerden çok uzakta tek başına , adeta izole edilmiş bir durumu var.. Bu yüzden uzun zaman riskli ve prestijli tutuklular için hapishane görevi görmüş. Mesela Napeleon Akdenizdeki göz hapsinde tutulduğu Elba adasından kaçıp avrupanın başına tekrar bela olunca İngilizler onu 2 ci kez esir alıp kaçması imkansız bu adaya yollamışlar. 6 yıl tutuklu yaşadıktan sonra 1821 yılında bu adada ölmüş.

Adanın bugünkü bir özelliği ve de bu kaplumbağa blog'u için önemi de yaşamakta olan en yaşlı kara canlısına ev sahipliği yapıyor olması. O canlı da , “Tarihe Geçmiş Karakaplumbağaları” yazımda bahsettiğim bizim yaşlı Jonathan.

Jonathan şu an 184 yaşında. Eğer 4 yıl daha yaşarsa 188 yaşında ölen Adiwatia nın kayda geçirilmiş en uzun yaşayan kaplumbağa rekorunu kırabilir. Bizim Jonathan maalesef 2015 yılından bu yana gözlerinde oluşan katarak sebebiyle göremiyormuş vede koku alma duygusunu da tamamen kaybetmiş ama diğer açılardan hala sağlıklı sayılıyor.

İngiliz Kraliyet ailesinden birileri Saint Helena adasını bu mayıs ayında ziyarete gelecekmiş.Çünkü adada ilk tarifeli sivil havacılık seferleri mayıs 2016 da başlayacak. Yeni yapılan havaalanının açılış töreni de olacaktır. İngilizler kraliyet ailesini katıldığı şaşalı törenleri pek sever.

Lafı uzatmıyım sonuçta kraliyet ailesinden birileri mayıs ayında adaya geliyor...


Dev kaplumbağa bu uzun hayatı boyunca yağmurda ıslanmıştır mutlaka ama bu güne kadar hiç yıkanmamış. Eh Kraliyet ailesi gelir de Jonathan tozlu topraklı mı bırakılır... Pırıl pırıl parlasın diye 184 yıllık yaşamında ilk defa bi güzel yıkayıvermişler. Hemde görüldüğü üzere bir çeşit sabunda kullanarak. Kraliyet ailesinin “Bu ne böyle üstü başı toz toprak içinde , hiç bakmıyormusunuz bu kaplumbağaya” diyeceğini hiç sanmıyorum ama yıkamışlar işte.







Jonathanın sabunla keselenmesi işgüzarlıkmıdır , iyimi olmuştur yoksa kötümü bilemiyorum ama bu adamların bilgi ve tecrübesini de dikkate almak lazım. Gene de siz kendi kaplumbağanızı yıkamaya kalkarsanız sabun kullanmayın.

Evet bende Piko ve Spike' ı arasıra yıkarım , tabi ılık su dışında hiçbir bir malzeme kullanmadım. Hafif bir sünger operasyonuyla özellikle altlarını temizlerim. Ne de olsa benimkiler yüzlerce kilo ağırlığında değiller , tuttuğum gibi kaldırmak kolay.. Eğer yuva içinde yaşıyorsa alt kabukları kendi dışkılarıyla bayağı kirleniyor. Maaelesef bunlarda , ortada “ ŞEY !? ” var kenardan geçeyim filan gibi temizlik duyguları yok. Direk dalıyorlar kendi marifetlerine.

Kara kaplumbağalarını yaz mevsimlerin de arasıra kafalarına su gelmeden  , burunlarına su kaçırmadan sadece üst kabuk kısmından kuyruğa doğru su dökerek yıkayabilirsiniz. Olur ya su burundan doğru ciğerlerine gidebilir çok dikkat edin.

Su sıcak yada soğuk olmasın ılık olsun. Sonrada zarar vermeden kağıt havlu ile nazikçe kurulayarak ıslaklığı bacakların vücuda bağlandığı ara bölgelerden alın. Daha sonra da ısınma lambasının altında solarium ... Üşütmesin.

Kim ne derse desin , kim ne yazarsa yazsın kabuklarına bakım losyonu falan filan hiç bir zımbırtı sürmeyin. Sadece su.


Salı, Mart 08, 2016

Kötü Bir Haber


Malesef...
Daha önce 10 haziran 2015 tarihinde de yazısını yazdığım soyu en tükenmiş canlılardan sayılan
Yangtze Giant Softshell ( Rafetus swinhoei ) kaplumbağalarından biri 19 ocakta hayatını kaybetmiş.
Erkek olduğu düşünülen kaplumbağa Vietnam'ın başkenti Hanoide , Hoan Kiem Göletinde yaşamaktaydı. Zaten 4 taneydiler sayı şimdi 3 e düştü. Şu an 2 tanesi Çin'de 1 tanesi
Vietnam da yaşamaya çalışıyor.

Doğanın yarattığı bir mucize daha insan yaşamının yayılmasına ve tahribatına yenilerek kaybolmak üzere

Pazartesi, Ocak 11, 2016

Pinta ve Florena Kaplumbağaları İçin Yeni Umutlar

Evet birkaç sevindirici haber var Galapagos takım adalarından.

Soyu tükendiği sanılan 2 türün yakın akrabaları isabella adasında bir kez daha bulundu içlerinde safkanda olabilir. Daha önceden de tespit edilmiş karma turler vardı ama fazlası her zaman iyidir.
Özellikle hibrit Pinta kaplumbağaları çok az sayıdalar

Bunca yıl sonra bile adalarda araştırma ve keşif çabaları hala devam ediyor. Kayıp türler yada hiç bilinmeyen türler bile her an bulunabilir. Bu çerçevede 18 kasım 2015 tarihinde Isabella adası kuzeyindeki volf volkanı çevresinde yeniden büyük bir keşif düzenlenmiş. Çok sayıda ekip oldukça zorlu olan  bölgenin dikenli taşlı ve engebeli arazisinde yeni kaplumbağalar bulabilmek için görev almış. Arazi koşulları nedeniyle o bölgede dolaşmak doğaya meydan okuyan bir maceradır.

Keşif için Volf volkanının seçilmesinin 2 nedeni var. Birincisi kıyıdan uzaklığı, yüksekliği ve zorlu doğası sebebiyle bu bölgede yaşayan kaplumbağaların yağmadan kurtulmuş olma ihtimallerini yüksek olması. ikincisi ise 2001 2005 yılları arasında bu arazide bulunmuş kaplumbağalarda yapılan DNA testleri esnasında bazılarının genetik kodlarında Florena ve Pinta adası kaplumbağa izlerinin bulunması..Kısaca yeni nesillerde bu izleri bırakan orjinal genetik yapıya sahip yaşlı nesil kaplumbağaların hala o bölgede bulunma ihtimali.

2013 yılına kadar 17 hibrit pinta kaplumbağası ve 280 de hibrit florena kaplumbağası varlığı tespit edilmiş. Hibrit demek 2 farklı ama yakın türün çiftleşmesinden oluşan karma tür demek.Yani bu kaplumbağalar safkan değiller. Pinta hibritleri asıllarına % 80 Florena hibritleri ise % 90 benzerlik gösteriyor.

Tabi akla hemen şu soru geliyor. Soyları tükenmiş Pinta ve Florena kaplumbağalarının DNA kodlarının isabella adasında işi ne ?

Bu işin sırrı geçmişte adalardan kaplumbağa toplayan balina avcıları ve korsanlarda saklı. Gemiden düşürdükleri yada kendi başlarına güverteden bir biçimde suya düşen yada yada geminin ağırlığını azaltmak amacıyla artık ihtiyaç duyulmadığı için suya atılan yada başka bir adada karaya bırakılan vs. vs. kaplumbağalardan sağ kalmayı başaranların yerel türlerle karışmış hibrit soylarıdır bunlar.


Araştırma başladığında ilk günler umut kırıcı geçiyor çünkü kurak arazide ancak çok az sayıda kaplumbağaya raslanmış. Fakat 3 cü gün yağmaya başlayan yağmur herşeyi değiştiriyor. Birden birde suskun telsizler rapor üstüne rapor vermeye buldukları kaplumbağaların koordinatlarını iletmeye başlıyor. Çünkü yağan yağmurun aşağıya aktığı minyatur vadilerde oluşan birikintilerden su içmek isteyen kaplumbağalar volkanın daha üst rakımlı bölgelerinden ve çalılık bölgelerden açığa çıkarak aşağıya inmeye su yolunda beklemeye başlamışlar..Uzun kurak bir dönemden sonra su içebilmek için tek şansları bu andır.

Vadiciklerde bulunan kaplumbağalar hemen yakalanıp helikopter ve ağ yardımıyla gemiye taşınıyor. Biliyorum burası pek hoş değil yani yaşadıkları bölgelerden alınmaları kısmı , ama sanırım detaylı inceleyebilme ve populasyonu çoğaltma amacıyla özel bölgelerde korunma altına alınmaları gerekli görülmüş.

Keşif devam ederken 24 kasımda 1000 feet yükseklikte tek bir kaplumbağaya daha raslanıyor. Uzaktan ilk bakışta saddleback yani eğersırtlı ( ortası kubbe biçiminde değilde basık olan) bir kaplumbağa bu. Yaklaştıkça iyice belli oluyorki  bu kaplumbağa görsel olarak 2012 yılında ölen Pinta adası kaplumbağası Lonesome George un birebir aynısıdır.

Galapagos tarihindeki en heyecen verici keşifleden biridir bu.. Tükendiği sanılan Lonesome George alt türünün tükenmediğine dair çok kuvvetli bir umut. Tabi daha doğru birşeyler söyleyebilmek için detaylı DNA testlerinin yapılması gerekmektedir.
Lonesome George benzeri kaplumbağa da gemiye alınır. O ve 13 erkek 19 dişi den oluşan 32 kaplumbağa Santa Cruz adasındaki özel bölgeye taşınarak karantina altına alınırlar.

Yapılan kan testleri sonucunda bu kaplumbağaların bazılarının soylarının epey önce tükendiği düşünülen Pinta ve Florena adası kaplumbağalarından genetik kodlar taşıdığı anlaşılır. Bu zaten görsel benzerlikten dolayı beklenen birşeydi. Anladığım kadarıyla Lone some George benzeri kaplumbağada hibrit yani safkan Pinta değil. Şimdilik bu 32 kaplumbağa içinden 2 hibrit Pinta 5 de hibrit Florena kaplumbağası tespit edilmiş. Diğerleri hala belirsiz , henüz incelenemediler ama görsel açıdan 2 kayıp türe çok benziyorlar. Tespit edilenler ise belki safkan değiller ama eldeki tek şans bu hibritler. Bu yüzden çok değerliler. Özellikle hibrit Pinta kaplumbağalarının birinin dişi diğerinin erkek olması çok önemli.

Şimdi yeni bir süreç başladı. Özel bölgeye alınan bu 2 tükenmiş türün yani Pinta kaplumbağası ve florena kaplumbağasının çok yakın akrabaları sayesinde yeniden çoğaltılması amaçlanıyor.Eh buda en az 50 yıllık bir süreç demek.

İnsanların acelesi var ama kaplumbağaların hiç yok...

Elimde bazı fotoğraflar var ama bunlar keşfe katılan bilim adamlarının çektiği kişisel fotoğraflar . Kaynak bile versem buraya eklemek şikayete yol açabilir bu yüzden henüz eklemedim..

Çarşamba, Ocak 06, 2016

Anılar ve Kalbim



Uzun zaman sonra yolum düştü oraya , son zamanlarda çok kez yakınından geçmiş
ama görmemiş olmalıyım. Belkide bilinç altı dönüp bakmamışımdır
Çünkü sordum. Ne zaman ?  Dediler epey oldu....
Kapanmış..
Sessiz , çıplak ve karanlıktı.
Üstelik terk edilmiş kasabalar gibi yan tarafındaki 2 mağaza da kapanmış , tam olmuş yani..
Diğer taraftaki kitapçı çoktan kapatıp gitmişti zaten...
Fotoğrafları cep telefonumun otomatik hataları düzeltme çabasıyla olduğundan
çok daha ışıklı çıktı.
O kadar aydınlık değil artık orası.

Orasını öyle görünce üzüldüm.
Herşey değişiyor biliyorum.
Daha mı iyi , daha mı kötü işte onu bilemiyorum.
Hiç birşey eskisi gibi kalmıyor.
Eskiler bir bir çöküyor yerlerine yenileri kuruluyor yada kurulamıyor.
Bizde çeşitli duygular yaratıyor bu değişimler.
Nostaljide bu değilmi zaten , alışılmışın değişimine karşı duygusal tepkimiz.

Bahsettiğim yer Amazon Cafe.
Bir AVM nin en alt katında , bölge olarak esas AVM parkurundan biraz uzakta
kıyıda kalmış bir yerdi.
Yolunuz düşerse şaşırır çölde birden vahaya raslamış gibi olurdunuz
Adı gibi amazon ormanları tarzı dizayn edilmiş bir cafe idi orası.
Tam ortasından AVM nin soğutma suyu dere biçiminde akardı,
suyun 2 tarafında da masalar vardı
Akar suyu minik ahşap köprülerle geçerdiniz.


 





Bir ara canlı müzik yapılırdı , nezih bir yer olması için çok çaba ve para sarfedildiği belliydi.
Bazısı suni bazısı gerçek bitkileri , büyük boyutlu akvaryumlarda iri balıkları vardı.
Ben hatırlamıyorum raslamadım ama zamanında maymun ve papağan da varmış
bu cümbüşün içinde.
Ve tabi ortadaki akar suyun içinde çok sayıda büyük cüsseli su kaplumbağaları vardı.
Benim için önemi burdan gelirdi...

Cafenin o sessiz sönmüş haline bakarken onunla bağlantılı geçmişim canlanıverdi birden bire.

Yataktan kaplumbağa kaplumbağa diye fırlayıp , sokaklarda daha ne yapsam acaba diye
dolaştığımız , gece geç saatlerde forumlarda son cümlelerimizi tamamlayıp ancak
o zaman yattığımız günlerdi.
Çokta eski değil ama gene de asırlar öncesinde kalan zamanlar gibi geliyor şimdi o günler.

Heryerden kaplumbağa ilgisiyle sanal dünyanın olanaklarını kullanarak bir araya gelmiş
ufak bir koloniydik.
Mesajlaşır , kendi çapımızda sorulara yardımcı olmaya çalışır , yeni arkadaşlıklar kurar
bazen de yerli yersiz birileriyle kapışırdık :)
Acemiydik heyecanlıydık ama mutluyduk.

Her mesajda , her mailde , bir başka çarpardı kalbim.
Hala daha beni çarpan yada kıran çok şey var o eski mesajlarda maillerde.
Anılarımda ne çok şey var.

Amazon Cafe mesajlarım da bahsettiğim ve eleştirdiğim bir yerdi.
Biz 28 derece su ısısı,  güneş ışığı , UVB ışığı ve kalsiyum takviyesi şart diye yırtınırken
o uygunsuz şartlardaki yapay akarsuda , hangi evlerden düştüğü bilinmeyen çok sayıda kaplumbağa hayata tutunmaya çalışırdı.

O yıllarda bir gün oradan geçerken artık bakılması zor gelen bir kaplumbağanın suni dereye terk ediliş seromonisine denk gelmiştim. Genç bir kız ve ailesi terk etmeden önce son kez ellerindeki kaplumbağaya bakıyorlardı. Bir kaç sn düşünmüştüm olaya müdahil olsam mı , uyarsam mı diye..
Sonra yürüdüm uzaklaştım. Geçersiz bir ukalalıktan başka ne diyebilirdim ki..
O suda sürüyle herbiri kendi özgün terk hikayeleri olan çok sayıda kaplumbağa vardı.
Ölümcül kaplardan , pis akvaryumlardan kendi lağımlarında yaşamaktan kurtulan bir manada şanslı yada çok dayanıklı kaplumbağalar...
Ahşap köprüye çıktığınız zaman acaba yem atarmı diye size yaklaşan büyük ebattaki
hüzünlü kaplumbağalar.
Bazısı uzaktan bile bariz belli olan beyaz lekeli , bazısının rengi atmış.
2 hafta sonra giderdiniz mesela , beyaz lekeleri olan yok.
Bulamazdınız.

Sonra bir gün işin sırrını Avm nin dışındaki pethopta çözmüştüm.
Çok kaplumbağa satıyoruz oraya demişti birisi , sürekli ölüyorlar ama yerlerine bizden alıp yenilerini koyuyorlar.
Çok büyüdü bakamıyoruz , plastik kaba sığmıyor artık diye petshopa bırakıyordu insanlar kaplumbağalarını.
Petshoptan sonra da o boyuttaki kaplumbağaların tek istikameti avm nin soğutma suyundan oluşan amazon deresiydi.
Ve ben nereye geldim , yaşasın yüzebiliyorum ama nerde benim ısıtıcı lambam diye dere boyu yüzerken....Birgün..
Nokta....

Fakat tüm olumsuzluklarına karşın evlerdeki pis akvaryumlardan çok daha yaşamaya
elverişli bir yerdi. Orası kesin.
Aşağıda 2006 yılında kaçak çektiğim fotoğraflar var





Bu fotoğrafa dikkatli bakarsanız kenardaki  kayaların 
ve sudaki ışıkların üstünde ki kaplumbağaları seçebilirsiniz






O zamanlar sıkça gelir yukardan kaplumbağalara bakardım.
Fotoğraf çekmeye çalışırken güvenlik beni hep uyarırdı. Yasak çekmeyin..
İri ve güçlü olanları su altındaki lambaların üstünü kaparak ısınmaya çalışırdı.
Bazısıda kurumak için binbir çabayla kenardaki kayalara tırmanırdı düşe kalka
tekrar tekrar deneyerek
Güneş ışığı yok , sıcaklık yok...
Yukarı çıkmayı başaranlar hemen yakınlarındaki masada oturan müşterilerle bakışırdı.
Yemek yiyen kişilerden biri masadaki tuzluğa biraz hızlı uzansa mesela ,
ürküp şıp diye suya atlayan kaplumbağalar.

Kaplumbağalar ne oldu diye sordum, dağıtıldılar , isteyene verdiler dediler.
O kaplumbağalardan sağ kalanlar şimdi bir kez daha nerelere düştüler acaba.

Biliyorum , bizim forumlarda yazdığımız günlerden bu yana çok şeyler değişti.
Neredeyse tüm kaplumbağa siteleri tek tek silindi internet çöplüğünden.
Bütün üstadlar bile geçerli bahanelerle kaplumbağalarını terk ettiler.
Kaplumbağa ithalatı ve satışı yasaklandı. Tabi bu yasak ne kadar geçerli tam bilemiyorum.

Amazon cafe nin kapanıp karanlığa gömülmesi , o günden bu güne olan bitenin
kısa bir izahı gibi.

Çarşamba, Haziran 10, 2015

Yangtze Giant Softshell yok olmasın !

Üzerinde yaşadığımız ve acımasız bir aç gözlülükle son damlasına kadar harcadığımız gezegenimizin hangi köşesine bakarsanız bakın mutlaka soyu tükenmiş yada tükenmekte olan bir yada birkaç tür görebilirsiniz.

Dünyanın en tükenmiş canlılarından olan Yangtze giant softshell " Rafetus swinhoei "  Türkçe ismiyle Yangtze yumuşakkabuklu dev sukaplumbağasının da soyu tamamen yok olmak üzere. Bu kaplumbağalar Çindeki Yangtze nehrinde yaşıyor. Gerek aşırı avlanma gerek nehir üzerine yapılan barajlar yada nehirdeki kirlenme sonucunda bu kaplumbağa nesli büyük oranda tükendi. Yangtze giant softshell kaplumbağasından bugün için varlığı bilinen sadece 4 tane kalmış durumda ve bunlardan yanlızca 1 tanesi dişi. Vietnamda 2 erkek kaplumbağa var. Çinde ise 85 yaşında bir dişi ve 100 yaşında bir erkek. Hepsi bu..




                                        Yangtze giant softshell - erkek. Vietnam Hanoi 2011
                                    Photograph from Vietnam News Agency/AFP/Getty Images

Doğada hala tüm olumsuzluklara karşı yaşama tutunmaya çalışan avcılardan kaçabilmiş , sudaki zehirden korunabilmiş bir kaç kaplumbağa daha kalmış olabilir, çünkü bu kaplumbağalar doğal yaşamlarında çok uzun yaşıyorlar. Fakat bu 4 kaplumbağa dışında vahşi doğada varlığı net olarak tespit edilmiş bir Yangtze softshell kaplumbağası henüz yok.

Yangtze kaplumbağasının soyunu kurtarmak için Çin hükümetinin ve gönüllü doğa kuruluşlarının çalışmaları var. Bir avuç insan yokoluşu engellemek için savaş veriyor. Bu hikayenin gerçek başlama tarihi belki bilinmez ama 2006 yılında son viraja girildiğini söyleyebiliriz. 2006 yılında Vahşi doğa daki kaplumbağaların yaşamları konusunda çalışmalar yapan Amerikan Turtle Survival Aliance , kaplumbağa üretme konusunda uzman olan ve Turtle Conservancy kurucusu Avustralyalı Gerald Kuchling den Çin de o gün için bilinen 3 yangtze kaplumbağasının cinsiyetlerinin tespit edilmesi konusunda yardım istemiş. Bu 3 kaplumbağa Shanghai hayvanat bahçesinde , Suzhou hayvanat bahçesinde ve West Garden budist tapınağında yaşadığı bilinen 3 kaplumbağadır.

Kuchling Çin de göreve başladığında Budist tapınağındaki ve Shanghai hayvanat bahçesindeki 2 kaplumbağanın zaten çoktan ölmüş olduğunu öğrenir. Çin de geride kalan tek kaplumbağa Suzhou hayvanat bahçesinde yaşamakta olan erkek kaplumbağadır. Türün geleceği açısından oldukça karamsar bir durum söz konusudur..

Bir umutla Çin deki tüm hayvanat bahçelerine ellerinde benzer kaplumbağa olup olmadığı sorulur.
Bir mucize gerçekleşir. Changsha hayvanat bahçesinden gelen bir fotoğraf sonucunda o ana dek varlığı bilinmeyen dişi bir Yangtze kaplumbağasının yaşadığı ortaya çıkar.

2008 yılında dişi kaplumbağa Suzhou ya nakledilir ve Çin deki tek erkek kaplumbağa ile çiftleştirme çabaları başlar. Kolay bir iş değildir bu. 85 yaşındaki dişi kaplumbağa belkide daha önce hiç bir erkek kaplumbağa ile karşılaşmamıştır. Erkek kaplumbağalar ise ölümcül kavgalara tutuşabilmektedir ve dişinin yanına nakledildiği erkek kaplumbağanın başka bir erkeği öldürmüşlüğü vardır. Önce araları telle ayrılmış bir havuzda birbirlerine uzaktan alışmaları sağlanır. Sonra bir araya getirilirler. Çin deki bilinen tek erkek ve tek dişi kaplumbağa artık bir aradadır.



                                                                 Yangtze softshell dişi                                 
                                Photograph from Gerald Kuchling - Turtle Survival Alliance


                                   Yangtze softshell kayadaki dişi , suda kafası görünen erkek
                                 Photograph from Gerald Kuchling - Turtle Survival Alliance


Sonraki yıllarda dişi kaplumbağa birçok kez yumurta bırakır,  her seferinde umutlar yeşerir,  heyecanlı bekleyişler başlar , acaba bu sefer olucak mı denilir ama sonuçta yumurtaların döllenmemiş olduğu anlaşılır.İşin sırrı daha sonra çözülecektir erkek kaplumbağanın cinsel organında bir hasar vardır.
 
                                                    Yangtze kaplumbağası yumurtaları
                                 Photograph from Gerald Kuchling - Turtle Survival Alliance


İşin doğal yöntemlere bırakıldığı uzun yıllar başarılı olamayınca tek bir çare kalır, Suni döllenme. Bu operasyon  için çok sayıda bilimadamı ve kuruluş ortak bir çalışma içine girer. 6 mayıs 2015 te bir müdahele yapılır , erkek kaplumbağa anestezi altındayken elektirikli problar kullanılarak uyarılır spermleri alınır ve 85 yaşındaki tek anne adayına nakledilir. Operasyonun başarılı olup olmadığı tabiki  henüz bilinmiyor.

Şimdi bilimadamları umutla bekliyorlar. Bir ihtimal haziranın son demlerinde dişi kaplumbağanın yumurta dökmesi lazım..Sonra bu yumurtaların döllenip döllenmediği incelenecek. Dr Kuchling doğal olarak umutlu olduğunu söylüyor ama şunuda ekliyor "Bu yapay döllenme ilk defa denendi bu yüzden ihtimal çok düşük eğer başarılı olamamışsak , vazgeçmiycez , tekrar deneyeceğiz.."

Lonesome George da başaramadık , bir kaplumbağa alt türünü gözlerimizin önünde sonsuza dek kaybettik. Bu sefer başarmak zorundayız.



Salı, Mart 03, 2015

1 ASIR SONRA NİHAYET İLK YAVRULAR




Yeni bir bilgi var. Uzun bir zaman sonra blog a dönme zamanı.



                                                                Kaynak : Geographical



2014 yılı aralık ayında Galapagos Takım adalarında yapılan bir araştırma gezisinde Newyork Üniversitesi bilim adamları Pinzon adasın da Pinzon Saddleback (Chelonoidis ephippium) [1] türüne ait 10 yavru buldular.

Bu önemli bir haberdi çünkü Galapagos takım adalarında tam bir asırlık uzun bir süre sonunda vahşi ortamda ürediği tespit edilen ilk yavrulardı bunlar.

Bu ayrıca sevindirici bir haberde çünkü Pinzon adası kaplumbağalarından vahşi yaşamdan bugün sadece 100 kadar kaplumbağa kalmıştı.


Pinzon adasını en büyük ada olan İsabella nın hemen sağında , büyük 3 adanın tam ortasında görebilirsiniz.


İnsanların adalara ulaştığı tarihlerden bu yana Galapagos takım adalarındaki dev kaplumbağalar rahat yüzü görmedi.Korsanlar ve balina avcılarının toplayıp katletmesinin yanı sıra adalara salınan doğal düşmanları olmadığı için hızla çoğalan istilacı türlerde kaplumbağalara büyük zararlar vermiştir. 1960 yılında galapagos adalarında kurtarma ve restorasyon çalışmaları başlatılıncaya kadar yeni doğmuş kaplumbağaların yaşam şansı pek yoktu. Örneğin gemilerden kaçan ve nufusları büyük sayılara ulaşan sıçanlar yeni doğmuş yavru kaplumbağaları ve yumurtaları silip süpürerek yeni nesillerin oluşmasını engellemekteydiler.

Türlerin yok oluşunu önlemek için acıklı olsa da adalar daki istilacı türlere karşı ölümcül bir mücadele başlatılmıştı. Sayısız keçi , domuz , sıçan yada vahşileşmiş kedi bu amaç uğruna öldürülmüştür. Binlere hatta yüz binlere ulaşan sayılardan bahsediyoruz bu yüzden bu gerekli katliamlar uzun süreçli bir işti. Bazı tükenmeye yüz tutmuş kaplumbağa alt türlerinin ise bu vakte dayanacak durumları kalmamıştı.

Bu yüzden Galapagos doğal parkı Charles Darwin vakfı bir yandan istilacı türlerden arındırılmış özel koruma alanları yaratarak kaplumbağaları bu ortamlara toplamaya ve onlardan yavru almaya çalışırken diğer yandan adaların vahşi doğasında doğal yuva arayışlarına çıkarak , istilacı türler bulup yok etmeden önce kaplumbağa yumurtalarını keşfetmeye ve kurtarmaya çalıştılar.

Bir örnek vermek gerekirse Espanola adası hoodensis kaplumbağalarından 1960 yılında sadece 3 erkek ve 12 dişi kalmıştı. Bu 15 kaplumbağa özel korumalı bir alana nakledilerek 33 yıl içinde 1200 kadar yavru elde edilmiş ve tekrar doğaya salınmıştır. Koruma ortamlarında bazısı yuvalardan bazısı ise kuluçkalardan çıkan yavrular en az 4-5 yaşına ulaşıp kendilerini koruyabilecek duruma gelene kadar koruma alanlarında tutuluyor sonra doğaya salınıyor.

Pinzon adasında ise 100 kadar doğal yaşamdan kalan dev yetişkin ile bunların içinden koruma alanlarına alınmış ebeveynlerden üretilip doğaya salınan 5 ila 40 yaş arası 400 kaplumbağa vardı. Doğal yaşamda çok sayıda kaplumbağa olmasına ramen bu gurup içinden üremiş herhangi bir yavru tespit edilememişti. Var olan tüm yavrular koruma bölgelerinden salına yavrulardı. Çünkü tüm çalışmalara ramen hala sayısız sıçan beslenebilmek için adada sürekli kaplumbağa yumurtası aramaktaydı. Bu durum üzerine 2012 yılında yeni bir program başlatıldı. Adaya helikopterler yardımı ile doğal bitki örtüsüne yada kaplumbağalara zararsız ama sıçanlar için zehirli olan 40 ton madde atıldı. Bu programın sonucu işte bugun meyvesi vermiş gözüküyor.

Bütün bu çabalar sonucunda tam 1 asır sonra vahşi ortamda üremiş ilk yavrular ortaya çıktı. Devamı gelecektir.





                                                               Kaynak : Geographical


[1] Yazıda geçen Pinzon adası kaplumbağası Pinzon Saddleback (Chelonoidis ephippium) daha önce yazdığım Galapagos türleri yazım daki Geochelone nigra duncanensis (Garman, 1917) isimli alt türdür. Bahsedilen ufak bazen İngilizce adıyla Duncan diye bazıları tarafından ise İspanyolca adıyla Pinzon adası diye anılıyor.

Bu türün tüm sinonimleri :
- Geochelone ephippium (Günther, 1896)
- Testudo epihippium Günther, 1896
- Geochelone nigra duncanensis (Garman, 1917)
- Testudo duncanensis, Garman, 1917

[2] Yazının kaynağı : http://geographical.co.uk/nature/wildlife/item/701-historic-birth-for-galapagos-tortoises

Cuma, Mart 08, 2013