Pazartesi, Ocak 11, 2016

Pinta ve Florena Kaplumbağaları İçin Yeni Umutlar

Evet birkaç sevindirici haber var Galapagos takım adalarından.

Soyu tükendiği sanılan 2 türün yakın akrabaları isabella adasında bir kez daha bulundu içlerinde safkanda olabilir. Daha önceden de tespit edilmiş karma turler vardı ama fazlası her zaman iyidir.
Özellikle hibrit Pinta kaplumbağaları çok az sayıdalar

Bunca yıl sonra bile adalarda araştırma ve keşif çabaları hala devam ediyor. Kayıp türler yada hiç bilinmeyen türler bile her an bulunabilir. Bu çerçevede 18 kasım 2015 tarihinde Isabella adası kuzeyindeki volf volkanı çevresinde yeniden büyük bir keşif düzenlenmiş. Çok sayıda ekip oldukça zorlu olan  bölgenin dikenli taşlı ve engebeli arazisinde yeni kaplumbağalar bulabilmek için görev almış. Arazi koşulları nedeniyle o bölgede dolaşmak doğaya meydan okuyan bir maceradır.

Keşif için Volf volkanının seçilmesinin 2 nedeni var. Birincisi kıyıdan uzaklığı, yüksekliği ve zorlu doğası sebebiyle bu bölgede yaşayan kaplumbağaların yağmadan kurtulmuş olma ihtimallerini yüksek olması. ikincisi ise 2001 2005 yılları arasında bu arazide bulunmuş kaplumbağalarda yapılan DNA testleri esnasında bazılarının genetik kodlarında Florena ve Pinta adası kaplumbağa izlerinin bulunması..Kısaca yeni nesillerde bu izleri bırakan orjinal genetik yapıya sahip yaşlı nesil kaplumbağaların hala o bölgede bulunma ihtimali.

2013 yılına kadar 17 hibrit pinta kaplumbağası ve 280 de hibrit florena kaplumbağası varlığı tespit edilmiş. Hibrit demek 2 farklı ama yakın türün çiftleşmesinden oluşan karma tür demek.Yani bu kaplumbağalar safkan değiller. Pinta hibritleri asıllarına % 80 Florena hibritleri ise % 90 benzerlik gösteriyor.

Tabi akla hemen şu soru geliyor. Soyları tükenmiş Pinta ve Florena kaplumbağalarının DNA kodlarının isabella adasında işi ne ?

Bu işin sırrı geçmişte adalardan kaplumbağa toplayan balina avcıları ve korsanlarda saklı. Gemiden düşürdükleri yada kendi başlarına güverteden bir biçimde suya düşen yada yada geminin ağırlığını azaltmak amacıyla artık ihtiyaç duyulmadığı için suya atılan yada başka bir adada karaya bırakılan vs. vs. kaplumbağalardan sağ kalmayı başaranların yerel türlerle karışmış hibrit soylarıdır bunlar.


Araştırma başladığında ilk günler umut kırıcı geçiyor çünkü kurak arazide ancak çok az sayıda kaplumbağaya raslanmış. Fakat 3 cü gün yağmaya başlayan yağmur herşeyi değiştiriyor. Birden birde suskun telsizler rapor üstüne rapor vermeye buldukları kaplumbağaların koordinatlarını iletmeye başlıyor. Çünkü yağan yağmurun aşağıya aktığı minyatur vadilerde oluşan birikintilerden su içmek isteyen kaplumbağalar volkanın daha üst rakımlı bölgelerinden ve çalılık bölgelerden açığa çıkarak aşağıya inmeye su yolunda beklemeye başlamışlar..Uzun kurak bir dönemden sonra su içebilmek için tek şansları bu andır.

Vadiciklerde bulunan kaplumbağalar hemen yakalanıp helikopter ve ağ yardımıyla gemiye taşınıyor. Biliyorum burası pek hoş değil yani yaşadıkları bölgelerden alınmaları kısmı , ama sanırım detaylı inceleyebilme ve populasyonu çoğaltma amacıyla özel bölgelerde korunma altına alınmaları gerekli görülmüş.

Keşif devam ederken 24 kasımda 1000 feet yükseklikte tek bir kaplumbağaya daha raslanıyor. Uzaktan ilk bakışta saddleback yani eğersırtlı ( ortası kubbe biçiminde değilde basık olan) bir kaplumbağa bu. Yaklaştıkça iyice belli oluyorki  bu kaplumbağa görsel olarak 2012 yılında ölen Pinta adası kaplumbağası Lonesome George un birebir aynısıdır.

Galapagos tarihindeki en heyecen verici keşifleden biridir bu.. Tükendiği sanılan Lonesome George alt türünün tükenmediğine dair çok kuvvetli bir umut. Tabi daha doğru birşeyler söyleyebilmek için detaylı DNA testlerinin yapılması gerekmektedir.
Lonesome George benzeri kaplumbağa da gemiye alınır. O ve 13 erkek 19 dişi den oluşan 32 kaplumbağa Santa Cruz adasındaki özel bölgeye taşınarak karantina altına alınırlar.

Yapılan kan testleri sonucunda bu kaplumbağaların bazılarının soylarının epey önce tükendiği düşünülen Pinta ve Florena adası kaplumbağalarından genetik kodlar taşıdığı anlaşılır. Bu zaten görsel benzerlikten dolayı beklenen birşeydi. Anladığım kadarıyla Lone some George benzeri kaplumbağada hibrit yani safkan Pinta değil. Şimdilik bu 32 kaplumbağa içinden 2 hibrit Pinta 5 de hibrit Florena kaplumbağası tespit edilmiş. Diğerleri hala belirsiz , henüz incelenemediler ama görsel açıdan 2 kayıp türe çok benziyorlar. Tespit edilenler ise belki safkan değiller ama eldeki tek şans bu hibritler. Bu yüzden çok değerliler. Özellikle hibrit Pinta kaplumbağalarının birinin dişi diğerinin erkek olması çok önemli.

Şimdi yeni bir süreç başladı. Özel bölgeye alınan bu 2 tükenmiş türün yani Pinta kaplumbağası ve florena kaplumbağasının çok yakın akrabaları sayesinde yeniden çoğaltılması amaçlanıyor.Eh buda en az 50 yıllık bir süreç demek.

İnsanların acelesi var ama kaplumbağaların hiç yok...

Elimde bazı fotoğraflar var ama bunlar keşfe katılan bilim adamlarının çektiği kişisel fotoğraflar . Kaynak bile versem buraya eklemek şikayete yol açabilir bu yüzden henüz eklemedim..

Çarşamba, Ocak 06, 2016

Anılar ve Kalbim



Uzun zaman sonra yolum düştü oraya , son zamanlarda çok kez yakınından geçmiş
ama görmemiş olmalıyım. Belkide bilinç altı dönüp bakmamışımdır
Çünkü sordum. Ne zaman ?  Dediler epey oldu....
Kapanmış..
Sessiz , çıplak ve karanlıktı.
Üstelik terk edilmiş kasabalar gibi yan tarafındaki 2 mağaza da kapanmış , tam olmuş yani..
Diğer taraftaki kitapçı çoktan kapatıp gitmişti zaten...
Fotoğrafları cep telefonumun otomatik hataları düzeltme çabasıyla olduğundan
çok daha ışıklı çıktı.
O kadar aydınlık değil artık orası.

Orasını öyle görünce üzüldüm.
Herşey değişiyor biliyorum.
Daha mı iyi , daha mı kötü işte onu bilemiyorum.
Hiç birşey eskisi gibi kalmıyor.
Eskiler bir bir çöküyor yerlerine yenileri kuruluyor yada kurulamıyor.
Bizde çeşitli duygular yaratıyor bu değişimler.
Nostaljide bu değilmi zaten , alışılmışın değişimine karşı duygusal tepkimiz.

Bahsettiğim yer Amazon Cafe.
Bir AVM nin en alt katında , bölge olarak esas AVM parkurundan biraz uzakta
kıyıda kalmış bir yerdi.
Yolunuz düşerse şaşırır çölde birden vahaya raslamış gibi olurdunuz
Adı gibi amazon ormanları tarzı dizayn edilmiş bir cafe idi orası.
Tam ortasından AVM nin soğutma suyu dere biçiminde akardı,
suyun 2 tarafında da masalar vardı
Akar suyu minik ahşap köprülerle geçerdiniz.


 





Bir ara canlı müzik yapılırdı , nezih bir yer olması için çok çaba ve para sarfedildiği belliydi.
Bazısı suni bazısı gerçek bitkileri , büyük boyutlu akvaryumlarda iri balıkları vardı.
Ben hatırlamıyorum raslamadım ama zamanında maymun ve papağan da varmış
bu cümbüşün içinde.
Ve tabi ortadaki akar suyun içinde çok sayıda büyük cüsseli su kaplumbağaları vardı.
Benim için önemi burdan gelirdi...

Cafenin o sessiz sönmüş haline bakarken onunla bağlantılı geçmişim canlanıverdi birden bire.

Yataktan kaplumbağa kaplumbağa diye fırlayıp , sokaklarda daha ne yapsam acaba diye
dolaştığımız , gece geç saatlerde forumlarda son cümlelerimizi tamamlayıp ancak
o zaman yattığımız günlerdi.
Çokta eski değil ama gene de asırlar öncesinde kalan zamanlar gibi geliyor şimdi o günler.

Heryerden kaplumbağa ilgisiyle sanal dünyanın olanaklarını kullanarak bir araya gelmiş
ufak bir koloniydik.
Mesajlaşır , kendi çapımızda sorulara yardımcı olmaya çalışır , yeni arkadaşlıklar kurar
bazen de yerli yersiz birileriyle kapışırdık :)
Acemiydik heyecanlıydık ama mutluyduk.

Her mesajda , her mailde , bir başka çarpardı kalbim.
Hala daha beni çarpan yada kıran çok şey var o eski mesajlarda maillerde.
Anılarımda ne çok şey var.

Amazon Cafe mesajlarım da bahsettiğim ve eleştirdiğim bir yerdi.
Biz 28 derece su ısısı,  güneş ışığı , UVB ışığı ve kalsiyum takviyesi şart diye yırtınırken
o uygunsuz şartlardaki yapay akarsuda , hangi evlerden düştüğü bilinmeyen çok sayıda kaplumbağa hayata tutunmaya çalışırdı.

O yıllarda bir gün oradan geçerken artık bakılması zor gelen bir kaplumbağanın suni dereye terk ediliş seromonisine denk gelmiştim. Genç bir kız ve ailesi terk etmeden önce son kez ellerindeki kaplumbağaya bakıyorlardı. Bir kaç sn düşünmüştüm olaya müdahil olsam mı , uyarsam mı diye..
Sonra yürüdüm uzaklaştım. Geçersiz bir ukalalıktan başka ne diyebilirdim ki..
O suda sürüyle herbiri kendi özgün terk hikayeleri olan çok sayıda kaplumbağa vardı.
Ölümcül kaplardan , pis akvaryumlardan kendi lağımlarında yaşamaktan kurtulan bir manada şanslı yada çok dayanıklı kaplumbağalar...
Ahşap köprüye çıktığınız zaman acaba yem atarmı diye size yaklaşan büyük ebattaki
hüzünlü kaplumbağalar.
Bazısı uzaktan bile bariz belli olan beyaz lekeli , bazısının rengi atmış.
2 hafta sonra giderdiniz mesela , beyaz lekeleri olan yok.
Bulamazdınız.

Sonra bir gün işin sırrını Avm nin dışındaki pethopta çözmüştüm.
Çok kaplumbağa satıyoruz oraya demişti birisi , sürekli ölüyorlar ama yerlerine bizden alıp yenilerini koyuyorlar.
Çok büyüdü bakamıyoruz , plastik kaba sığmıyor artık diye petshopa bırakıyordu insanlar kaplumbağalarını.
Petshoptan sonra da o boyuttaki kaplumbağaların tek istikameti avm nin soğutma suyundan oluşan amazon deresiydi.
Ve ben nereye geldim , yaşasın yüzebiliyorum ama nerde benim ısıtıcı lambam diye dere boyu yüzerken....Birgün..
Nokta....

Fakat tüm olumsuzluklarına karşın evlerdeki pis akvaryumlardan çok daha yaşamaya
elverişli bir yerdi. Orası kesin.
Aşağıda 2006 yılında kaçak çektiğim fotoğraflar var





Bu fotoğrafa dikkatli bakarsanız kenardaki  kayaların 
ve sudaki ışıkların üstünde ki kaplumbağaları seçebilirsiniz






O zamanlar sıkça gelir yukardan kaplumbağalara bakardım.
Fotoğraf çekmeye çalışırken güvenlik beni hep uyarırdı. Yasak çekmeyin..
İri ve güçlü olanları su altındaki lambaların üstünü kaparak ısınmaya çalışırdı.
Bazısıda kurumak için binbir çabayla kenardaki kayalara tırmanırdı düşe kalka
tekrar tekrar deneyerek
Güneş ışığı yok , sıcaklık yok...
Yukarı çıkmayı başaranlar hemen yakınlarındaki masada oturan müşterilerle bakışırdı.
Yemek yiyen kişilerden biri masadaki tuzluğa biraz hızlı uzansa mesela ,
ürküp şıp diye suya atlayan kaplumbağalar.

Kaplumbağalar ne oldu diye sordum, dağıtıldılar , isteyene verdiler dediler.
O kaplumbağalardan sağ kalanlar şimdi bir kez daha nerelere düştüler acaba.

Biliyorum , bizim forumlarda yazdığımız günlerden bu yana çok şeyler değişti.
Neredeyse tüm kaplumbağa siteleri tek tek silindi internet çöplüğünden.
Bütün üstadlar bile geçerli bahanelerle kaplumbağalarını terk ettiler.
Kaplumbağa ithalatı ve satışı yasaklandı. Tabi bu yasak ne kadar geçerli tam bilemiyorum.

Amazon cafe nin kapanıp karanlığa gömülmesi , o günden bu güne olan bitenin
kısa bir izahı gibi.

Çarşamba, Haziran 10, 2015

Yangtze Giant Softshell yok olmasın !

Üzerinde yaşadığımız ve acımasız bir aç gözlülükle son damlasına kadar harcadığımız gezegenimizin hangi köşesine bakarsanız bakın mutlaka soyu tükenmiş yada tükenmekte olan bir yada birkaç tür görebilirsiniz.

Dünyanın en tükenmiş canlılarından olan Yangtze giant softshell " Rafetus swinhoei "  Türkçe ismiyle Yangtze yumuşakkabuklu dev sukaplumbağasının da soyu tamamen yok olmak üzere. Bu kaplumbağalar Çindeki Yangtze nehrinde yaşıyor. Gerek aşırı avlanma gerek nehir üzerine yapılan barajlar yada nehirdeki kirlenme sonucunda bu kaplumbağa nesli büyük oranda tükendi. Yangtze giant softshell kaplumbağasından bugün için varlığı bilinen sadece 4 tane kalmış durumda ve bunlardan yanlızca 1 tanesi dişi. Vietnamda 2 erkek kaplumbağa var. Çinde ise 85 yaşında bir dişi ve 100 yaşında bir erkek. Hepsi bu..




                                        Yangtze giant softshell - erkek. Vietnam Hanoi 2011
                                    Photograph from Vietnam News Agency/AFP/Getty Images

Doğada hala tüm olumsuzluklara karşı yaşama tutunmaya çalışan avcılardan kaçabilmiş , sudaki zehirden korunabilmiş bir kaç kaplumbağa daha kalmış olabilir, çünkü bu kaplumbağalar doğal yaşamlarında çok uzun yaşıyorlar. Fakat bu 4 kaplumbağa dışında vahşi doğada varlığı net olarak tespit edilmiş bir Yangtze softshell kaplumbağası henüz yok.

Yangtze kaplumbağasının soyunu kurtarmak için Çin hükümetinin ve gönüllü doğa kuruluşlarının çalışmaları var. Bir avuç insan yokoluşu engellemek için savaş veriyor. Bu hikayenin gerçek başlama tarihi belki bilinmez ama 2006 yılında son viraja girildiğini söyleyebiliriz. 2006 yılında Vahşi doğa daki kaplumbağaların yaşamları konusunda çalışmalar yapan Amerikan Turtle Survival Aliance , kaplumbağa üretme konusunda uzman olan ve Turtle Conservancy kurucusu Avustralyalı Gerald Kuchling den Çin de o gün için bilinen 3 yangtze kaplumbağasının cinsiyetlerinin tespit edilmesi konusunda yardım istemiş. Bu 3 kaplumbağa Shanghai hayvanat bahçesinde , Suzhou hayvanat bahçesinde ve West Garden budist tapınağında yaşadığı bilinen 3 kaplumbağadır.

Kuchling Çin de göreve başladığında Budist tapınağındaki ve Shanghai hayvanat bahçesindeki 2 kaplumbağanın zaten çoktan ölmüş olduğunu öğrenir. Çin de geride kalan tek kaplumbağa Suzhou hayvanat bahçesinde yaşamakta olan erkek kaplumbağadır. Türün geleceği açısından oldukça karamsar bir durum söz konusudur..

Bir umutla Çin deki tüm hayvanat bahçelerine ellerinde benzer kaplumbağa olup olmadığı sorulur.
Bir mucize gerçekleşir. Changsha hayvanat bahçesinden gelen bir fotoğraf sonucunda o ana dek varlığı bilinmeyen dişi bir Yangtze kaplumbağasının yaşadığı ortaya çıkar.

2008 yılında dişi kaplumbağa Suzhou ya nakledilir ve Çin deki tek erkek kaplumbağa ile çiftleştirme çabaları başlar. Kolay bir iş değildir bu. 85 yaşındaki dişi kaplumbağa belkide daha önce hiç bir erkek kaplumbağa ile karşılaşmamıştır. Erkek kaplumbağalar ise ölümcül kavgalara tutuşabilmektedir ve dişinin yanına nakledildiği erkek kaplumbağanın başka bir erkeği öldürmüşlüğü vardır. Önce araları telle ayrılmış bir havuzda birbirlerine uzaktan alışmaları sağlanır. Sonra bir araya getirilirler. Çin deki bilinen tek erkek ve tek dişi kaplumbağa artık bir aradadır.



                                                                 Yangtze softshell dişi                                 
                                Photograph from Gerald Kuchling - Turtle Survival Alliance


                                   Yangtze softshell kayadaki dişi , suda kafası görünen erkek
                                 Photograph from Gerald Kuchling - Turtle Survival Alliance


Sonraki yıllarda dişi kaplumbağa birçok kez yumurta bırakır,  her seferinde umutlar yeşerir,  heyecanlı bekleyişler başlar , acaba bu sefer olucak mı denilir ama sonuçta yumurtaların döllenmemiş olduğu anlaşılır.İşin sırrı daha sonra çözülecektir erkek kaplumbağanın cinsel organında bir hasar vardır.
 
                                                    Yangtze kaplumbağası yumurtaları
                                 Photograph from Gerald Kuchling - Turtle Survival Alliance


İşin doğal yöntemlere bırakıldığı uzun yıllar başarılı olamayınca tek bir çare kalır, Suni döllenme. Bu operasyon  için çok sayıda bilimadamı ve kuruluş ortak bir çalışma içine girer. 6 mayıs 2015 te bir müdahele yapılır , erkek kaplumbağa anestezi altındayken elektirikli problar kullanılarak uyarılır spermleri alınır ve 85 yaşındaki tek anne adayına nakledilir. Operasyonun başarılı olup olmadığı tabiki  henüz bilinmiyor.

Şimdi bilimadamları umutla bekliyorlar. Bir ihtimal haziranın son demlerinde dişi kaplumbağanın yumurta dökmesi lazım..Sonra bu yumurtaların döllenip döllenmediği incelenecek. Dr Kuchling doğal olarak umutlu olduğunu söylüyor ama şunuda ekliyor "Bu yapay döllenme ilk defa denendi bu yüzden ihtimal çok düşük eğer başarılı olamamışsak , vazgeçmiycez , tekrar deneyeceğiz.."

Lonesome George da başaramadık , bir kaplumbağa alt türünü gözlerimizin önünde sonsuza dek kaybettik. Bu sefer başarmak zorundayız.



Salı, Mart 03, 2015

1 ASIR SONRA NİHAYET İLK YAVRULAR




Yeni bir bilgi var. Uzun bir zaman sonra blog a dönme zamanı.



                                                                Kaynak : Geographical



2014 yılı aralık ayında Galapagos Takım adalarında yapılan bir araştırma gezisinde Newyork Üniversitesi bilim adamları Pinzon adasın da Pinzon Saddleback (Chelonoidis ephippium) [1] türüne ait 10 yavru buldular.

Bu önemli bir haberdi çünkü Galapagos takım adalarında tam bir asırlık uzun bir süre sonunda vahşi ortamda ürediği tespit edilen ilk yavrulardı bunlar.

Bu ayrıca sevindirici bir haberde çünkü Pinzon adası kaplumbağalarından vahşi yaşamdan bugün sadece 100 kadar kaplumbağa kalmıştı.


Pinzon adasını en büyük ada olan İsabella nın hemen sağında , büyük 3 adanın tam ortasında görebilirsiniz.


İnsanların adalara ulaştığı tarihlerden bu yana Galapagos takım adalarındaki dev kaplumbağalar rahat yüzü görmedi.Korsanlar ve balina avcılarının toplayıp katletmesinin yanı sıra adalara salınan doğal düşmanları olmadığı için hızla çoğalan istilacı türlerde kaplumbağalara büyük zararlar vermiştir. 1960 yılında galapagos adalarında kurtarma ve restorasyon çalışmaları başlatılıncaya kadar yeni doğmuş kaplumbağaların yaşam şansı pek yoktu. Örneğin gemilerden kaçan ve nufusları büyük sayılara ulaşan sıçanlar yeni doğmuş yavru kaplumbağaları ve yumurtaları silip süpürerek yeni nesillerin oluşmasını engellemekteydiler.

Türlerin yok oluşunu önlemek için acıklı olsa da adalar daki istilacı türlere karşı ölümcül bir mücadele başlatılmıştı. Sayısız keçi , domuz , sıçan yada vahşileşmiş kedi bu amaç uğruna öldürülmüştür. Binlere hatta yüz binlere ulaşan sayılardan bahsediyoruz bu yüzden bu gerekli katliamlar uzun süreçli bir işti. Bazı tükenmeye yüz tutmuş kaplumbağa alt türlerinin ise bu vakte dayanacak durumları kalmamıştı.

Bu yüzden Galapagos doğal parkı Charles Darwin vakfı bir yandan istilacı türlerden arındırılmış özel koruma alanları yaratarak kaplumbağaları bu ortamlara toplamaya ve onlardan yavru almaya çalışırken diğer yandan adaların vahşi doğasında doğal yuva arayışlarına çıkarak , istilacı türler bulup yok etmeden önce kaplumbağa yumurtalarını keşfetmeye ve kurtarmaya çalıştılar.

Bir örnek vermek gerekirse Espanola adası hoodensis kaplumbağalarından 1960 yılında sadece 3 erkek ve 12 dişi kalmıştı. Bu 15 kaplumbağa özel korumalı bir alana nakledilerek 33 yıl içinde 1200 kadar yavru elde edilmiş ve tekrar doğaya salınmıştır. Koruma ortamlarında bazısı yuvalardan bazısı ise kuluçkalardan çıkan yavrular en az 4-5 yaşına ulaşıp kendilerini koruyabilecek duruma gelene kadar koruma alanlarında tutuluyor sonra doğaya salınıyor.

Pinzon adasında ise 100 kadar doğal yaşamdan kalan dev yetişkin ile bunların içinden koruma alanlarına alınmış ebeveynlerden üretilip doğaya salınan 5 ila 40 yaş arası 400 kaplumbağa vardı. Doğal yaşamda çok sayıda kaplumbağa olmasına ramen bu gurup içinden üremiş herhangi bir yavru tespit edilememişti. Var olan tüm yavrular koruma bölgelerinden salına yavrulardı. Çünkü tüm çalışmalara ramen hala sayısız sıçan beslenebilmek için adada sürekli kaplumbağa yumurtası aramaktaydı. Bu durum üzerine 2012 yılında yeni bir program başlatıldı. Adaya helikopterler yardımı ile doğal bitki örtüsüne yada kaplumbağalara zararsız ama sıçanlar için zehirli olan 40 ton madde atıldı. Bu programın sonucu işte bugun meyvesi vermiş gözüküyor.

Bütün bu çabalar sonucunda tam 1 asır sonra vahşi ortamda üremiş ilk yavrular ortaya çıktı. Devamı gelecektir.





                                                               Kaynak : Geographical


[1] Yazıda geçen Pinzon adası kaplumbağası Pinzon Saddleback (Chelonoidis ephippium) daha önce yazdığım Galapagos türleri yazım daki Geochelone nigra duncanensis (Garman, 1917) isimli alt türdür. Bahsedilen ufak bazen İngilizce adıyla Duncan diye bazıları tarafından ise İspanyolca adıyla Pinzon adası diye anılıyor.

Bu türün tüm sinonimleri :
- Geochelone ephippium (Günther, 1896)
- Testudo epihippium Günther, 1896
- Geochelone nigra duncanensis (Garman, 1917)
- Testudo duncanensis, Garman, 1917

[2] Yazının kaynağı : http://geographical.co.uk/nature/wildlife/item/701-historic-birth-for-galapagos-tortoises

Cuma, Mart 08, 2013

Cumartesi, Eylül 29, 2012

Dev kaplumbağalar hakkında

Dev kara kaplumbağalarına biraz daha bakalım.

Dünya üzerinde dev olarak nitelenen sadece 3 kara kaplumbağası türü var. Biz 3 numaradan başlayalım.. Sulcata kaplumbağaları.

Bu kaplumbağalar uluslararası literatürde bir çok farklı ingilizce isimle anılabiliyorlar. En çok kullanılanlar African spurred tortoise veya the sulcata tortoise.
Bilimsel sınıflandırma da ki isimleri ise Geochelone sulcata (Miller 1779)

Uyarı notu :
Sulcataların internette pek çok yerde African spurred tortoise olarak değilde bir thigh eklentiyle African spur thigh tortoise diye isimlendirildiklerini  görebilirsiniz. Pek çok ciddi sitenin bile yaptığı çok genel bir hata bu. Thigh but demek. Sulcata isminde thigh olmayacak. African spur thigh tortoise denilen kaplumbağalar bizim Testudo graeca iberaların kuzey Afrikada yaşayan yakın akrabaları Testudo graeca graeca' lardır ve sulcatalar ile hiç bir alakaları yoktur. Tamamen farklı türler bunlar. Testudolar ufak kaplumbağalar , sulcatalar ise oldukça iridir. 



Sulcata ve yavrusu



Sulcata kaplumbağalarının doğal yaşam alanı Afrika kıtasındaki  Sahara çölünün güney yakasında yer alan yarı kurak savanalar. Burkina Faso , Çat , Eritre Etopya , Mali , Moritanya , Sudan Nijerya , Senegal gibi ülkerde görülüyor. Sıcak ve kurak aylarda yada günün sıcak saatlerinde yerde açtığı oyuklarda saklanıyor.

Sulcatalar ın önemli bir özelliği bu zaten,  kış uykusuna değilde yaz uykusuna yatmaları. Evet , hani bizim kaplumbağalarımız havalar soğuyunca kış  uykusuna yatar ya. İşte bunlarda tam tersi yaşadıkları bölgenin iklimi gereği çok sıcak ve kurak aylar da toprakta açtıkları yuvalara inerek metabolizmalarını  bir parça yavaşlatarak zamanlarını bir nevi uyuşuk bir durum da geçirirler.
İşte bu duruma yaz uykusu yada estivasyon (aestivation) deniyor..Yaz uykusunu bildiğimiz kış uykusu hibernasyon la bir tutmamak lazım. Hibernasyon bambaşka bişi , yaz uykusu o kadar ölümsü bir durum  değil. Sulcatalar kış uykusuna yatmıyor çünkü doğal ortamlarında kış mevsimi yok , o yüzden gerek yok.

İngiltere'deki Linton hayvanat bahçesinde bulunan 30 yaşındaki çıtır Sulcata kaplumbağası Kali bu sene tam 45 yavru vermiş.

Kali yumurtlarken
Photo : Linton zoo

Yaşadığı alanda 4 erkek kaplumbağa olduğundan babanın kim olduğu belli değil. İngiltere'nin iklimi bu yumurtaların sağlıklı kuluçka dönemi geçirmesine izin vermediği için Kali'nin gömdüğü yumurtalar hemen alınmış ve kuluçka makinesine konulmuş. 45 yavru bu sayede dünyaya gelmiş.

Yumurtlar yuvadan toplanırken
Photo : Linton zoo


Kali ve yavruları
Photo : Linton zoo


Fotoğraflar da annelerinin yanında ve açık alanda gözüken yavrular aslında bu boyutlardayken özel korumalı bir alanda tutuluyor. Çünkü kendi öz anneleri bile onlara zarar verebilir. Kaplumbağaların annelik duygusu yada yavrularını tehlikelere karşı koruma içgüdüleri yok. Bu yüzden daha yumurtlarken bile yumurtalar korumasızdır. Yeterli boya ulaştıkların da yavrular da annelerinin yanına konulacaklar. Eğer şansları yaver giderse bu yavrular 150 yıla yakın bir süre yaşayabilirler.

Sulcata'lar dev ada kaplumbağaları kadar iri olmasalar da 95 kiloyu aşabilen ağırlıkları ve 90 cm den büyük olabilen kabuk boyları nedeniyle çoğu kez giant-dev diye anılıyorlar. Dünyada var olan en büyük 3 cü kara kaplumbağası türüdür , fakat ada kaplumbağalarını çıkarıp sadece anakara kaplumbağaları olarak düşünürseniz en büyüğü sayılıyor.

Kıta ve ada olarak ayırmamın nedeni de şu. Daha önce bu konudan bahsetmiştim dünya üzerinde sulcata'lardan daha büyük sadece 2  dev kara kaplumbağası  türü var. Bu her 2 tür de ada kaplumbağasıdır. Bunlar Pasifik okyanusun daki Galapagos kara kaplumbağaları ve Hint okyanusun da ki halk arasında Aldabran yada Seychelle kara kaplumbağaları  diye bilinen  tür olan Aldabrachelys gigantea (Schweigger, 1812)

Her iki tür de ana kıtalardan izole durum daki adalar da evrimleşen kaplumbağalar ve insanlar yaşadıkları adalara ulaşıncaya kadar da hiç bir doğal düşmanları yok. Bu yüzden milyonlarca yıl adalarda sakin ve uzun bir yaşam sürüyorlar ve çok irileşiyorlar.
Ta ki insanlar onları bulana ve köklerini kurutana dek..

Şimdi her zaman ki gibi kafa karıştıran bölüme geldik , Taksonomi ye.
Aldabran kaplumbağaları esasında 3 tür ama bunların bir zamanlar Madagaskar adasında yaşadığı tespit edilen 2 si tamamen tükenmiş durumda. Sadece Aldabrachelys gigantea türü varlığını sürdürüyor.  Bu gün için bu türe ait tespit edilmiş 4 alt tür var ama  bu alt türlerden de biri daha tükenmiş durumda.  
Bu bilgilerin her zaman  değişebileceğini unutmayın.


Aşağıdaki listede başında sadece  (-)  işareti olanlar tür , 
(*) olanlar  ise alt tür

 1- Aldabrachelys abrupta (Grandidier 1868) 
     Madagaskar, (tükenmiş)

 2- Aldabrachelys gigantia (Schweigger, 1812) 
    Aldabra, Seychelle adaları

       2-1 *Aldabrachelys gigantia arnoldi  (Bour 1982)
               Seychelle adaları  (vahşi yaşamda kalmamış)

      2-2 *Aldabrachelys gigantia daudinii  (Duméril & Bibron 1835)
               Daudin's Giant Tortoise,  Seychelle adaları , (tükenmiş) 

      2-3 *Aldabrachelys gigantia gigantia (Schweigger, 1812)
              Aldabra atolu , Seychelle adaları

      2-4 *Aldabrachelys gigantia hololissa (Günther 1877)
              Seychelle adaları

3- Aldabrachelys grandidieri (Vaillant 1885)
     Madagaskar, (tükenmiş)

Bu isimler , sınıflandırmalar tür alt tür tanımları her zaman kafa  karıştırır. Mesela tüm hint okyanusu kaplumbağalarına Aldabran  kaplumbağası denildiği gibi Seychelle kaplumbağası diye de bahsedilebilir. Gene aynı zamanda Aldabran kaplumbağası ismi  Aldabra atolun da yaşayan  Aldabrachelys gigantia  gigantia alt türünü belirtmek içinde kullanabiliyor. Aynı biçimde Seychelles kaplumbağaları tüm bu gurupları ifade ettiği gibi sadece  Aldabrachelys gigantia hololissa alt türünü ifade etmekte kullanılabilir.  


İnsan tahribatının yanısıra Seycheller deki bitki örtüsü tükendiğiiçin bazı tür ve alt türler 1800 lü yılların ortalarında malesef doğalyaşam da tümden yok olmuşlar. Fosiller , kemikler , anlatılan hikayeler kısaca var olduklarına dair kanıtlar var ama canlı kaplumbağa yok. Bu alt türlerin tamamen tükendiği düşünülürken 1995 yılında  hayvanat bahçeleri gibi sağda solda tutsak olarak bulunan kaplumbağalar içinde kayıp alt türler olabileceği düşünülmüş vearaştırmalar başlatılmış. Zaman içerisinde bulundukları yerlerdenalınıp değişik yerlere götürülen pek çok kaplumbağanın nerden geldiği hangi tür yada alt türe ait olduğu bilinmediği için ince DNA araştırmalarının yapılması gerekiyor.  Bu incelemeler sonunda  bazı kaplumbağaların gerçekten de kayıp yada sayıca çok az kalmış alt türlerin son kalan temsilcileri olduğu anlaşılmış. Lonesome George' un alt türünün başına gelen acıklı duruma düşülmeden duruma müdahele edilmiş neyseki...

Son yıllarda yapılan bu araştırmalar sonucu bugün için 28 i tutsak olan 37 yetişkin  Aldabrachelys gigantia hololissa alt türü tanımlanabilmiş.. Tutsak derken hayvanat bahçelerinde yada çeşitli kişilerin elinde olan , yani bir sahibi olan canlıları kastediyorum.

Aldabrachelys hololissa (Günther 1877)
Seychelle kaplumbağası


Aldabrachelys gigantia hololissa için bir Ghost adasında bir çoğaltma çabası sürdürülüyor. 2 dişi 3 erkek toplam 5 yetişkin kaplumbağa bu adada kendilerine tahsis edilen bir bölgede koruma altında yaşıyor.

Gene diğer bir ada da (Cousine islands) 8 yetişkin Aldabrachelys gigantia arnoldi  (Bour 1982) alt türü çoğalmaları ve doğaya   adapte olmaları amacıyla vahşi ortama salınmış. Yetişkinlerin yanı sıra son yıllarda elde edilmiş sayısını tam bilemediğim çok sayıda yavru Seychelle kaplumbağaları da koruma altında.

Bu alt türlerden olduğu düşünülen diğer bazı kaplumbağaların  durumu ise daha kesinlik kazanmış değil. La Digue adasında yaşamakta ve ada dışından geldikleri bilinen bir kaplumbağa kolonisi var.  Birde meşhur kara kaplumbağaları yazım da bahsettiğim Atlantik okyanusun daki St Helana adasın da yaşamakta olan 181 yaşındaki Jonathan var.

Jonathan'ın da bu sayıca az olan alt türlerden olabileceği düşünülüyor ama bunlar kesin bir bilgi değil. Sanırım bu işler için daha ince detaylı bir DNA araştırması gerekiyor. Zaten ne kadar araştırırlarsa kaplumbağa taksonomi listesi bir o kadar karışıyor.

IUCN (International Union for Conservation of Nature) Türkçesiyle Uluslararası Doğal Hayatı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliğinin tehlikedeki türleri açıkladığı kırmızı listesinde hem sulcata hemde Aldabra kaplumbağalarının durumu (VU) yani vulnerable (Hassas) olarak belirtilmiş. Seychelle kaplumbağalarını ise (EW) Extinct in the Wild (vahşi doğada tükenmiş) olarak belirtiyor. Galapagos kaplumbağalarının durumunu zaten yazmıştım.

Hint okyanusu adalarında ki kara kaplumbağaları da geçmişte insanların tehdidi altındaydılar. Tıpkı Galapagos takım adalarındaki kaplumbağalar gibi Aldabra kaplumbağaları da aç gemicilere yiyecek
oluyordu. Bir ara nerdeyse tükenmiş sayılabilirlerdi. Son zamanlar öle bir hal almış ki adaya çıkan denizcilerin tek bir kaplumbağa bulmak için 3 gün arandıkları olurmuş. Şimdilerde yaşadıkları atol koruma altında. Dev kaplumbağalarda yeniden eski sakin yaşamlarına geri dönmeye ve hızla çoğalmaya başladılar. Ama şimdiler de bambaşka bir tehdit ortayaçıktı. İklim değişikliği sonucunda kutupların erimesi olasılığı ve bunun sonucunda da denizlerin yükselmesi riski.

Hiçbir kayda değer yükseltisi olmayan Seychelle adalarının tümden yükselecek okyanus suları altında kalma riski var. Dev aldabra kaplumbağalarının en çok sayıda yaşadığı ve adını aldığı Aldabra atolunun en büyük yükseltisi sadece 8 metre.

Aldabra adası aslında Kribatiden sonra dünyada ki en büyük 2. atol. 155.4 km2 yüzölçümü var (Büyük ada 5.4 km2) Bu yüzölçüm ona çok farklı bir fauna kazandırmış. 1960 lı yıllarda bir ara İngiltere adaya uçak pisti yapmaya kalkmış ama doğa bilimcilerin adanın özgün canlıları için gösterdiği büyük tepkiler nedeniyle mecbur kalıp vazgeçmişler. Seycheller 1976 yılında bağımsızlığını kazanmış 1982 yılında atol World Heritage Site yani Dünya miras alanı ilan edilerek insan yerleşime kapatılmış ve koruma altına alınmış.

Seycheller deki meskun diğer bazı adalar da kaplumbağa kolonileri bulmak mümkün ama bunlar plantasyonlar da kontrol altında tutulan tutsak koloniler. Sadece Aldabra adasındaki kaplumbağalar doğal yaşam formasyonunda da korunmaya çalışılıyor.

Sychellere ait Birds adasında Esmeralda adında bir Aldabra kaplumbağası yaşamakta.Bu dev kaplumbağa yaklaşık 170 yaşlarında ve 178-180 yaşlarında olduğu düşünülen Jonathandan sonra yaşayan en yaşlı kaplumbağa olarak biliniyor. Esmeralda hakkında ilginç ama doğruluğu ispatlanamayan bir hikaye var. Anlatılanlara göre 1808 yılında bir gemi Birds adasında batmış. Gemiden kurtularak adaya çıkanlar batık enkazından bir sal yaparak Seychellerin en büyük adası Maheye geri dönmüşler. Gemi enkazında kurtulmayı başaran bir seychelle kaplumbağası ise ada da kalmış.Tek başına yaşayan Esmeralda nın işte bu kaplumbağa olduğuna inanılıyor.
Benden anlatması :)

Esmeralda şu anda ada daki bir otelin bahçesinde tek başına yaşadığı yazılmış. Sanırım ona anne olma hakkı hiç verilmemiş. Bu yaştan sonrada artık herhalde çok geç.

Esmeralda Aldabra kaplumbağası


Esmeralda dişi olduğu için olsa gerek Jonathandan daha iri hatta 1990 guiness rekorlar kitabına 298 kilo ile yaşayan en büyük kara kaplumbağası olarak geçmiş. 1995 yılında 304 kiloya ulaşmışsa da 1996 yılında bu rekorunu Florida da yaşayan erkek Galapagos kaplumbağası Goliath'a kaptırmış. Goliath ın rekoru 385 kilo.

Dev kaplumbağalar hakkında bir yazı yazmak istiyordum ama biraz fazlaca daldan dala atladık galiba.

Bir gün , bir daha ki konuda görüşmek üzere. :)

Kaplumbağaları koruyun.
Örneğin satın almayın onları.
Değersiz diye anılan sıradan bitkiler ve sevmediğiniz böceklerde 

dahil , tüm canlıları koruyun.

Çünkü aslında onlar , sizin yaşamınızı korumak için var.


Fakat bu demek değil ki hepsini keselim biçelim kendimize 

cinsel güç iksiri yada güzellik kremi yada süslü püslü giysiler 
yapalım. Böylece daha iyi yaşayalım.

Onlar bu biçimde değil.

Ancak doğada özgürce var oldukları zaman koruyabilirler bizi.
Ekolojik dengeyi korurlar , sizi korurlar..

Kafası çalışan çok az sayıda bilim adamı bunu biliyor
ve mücadele ediyor.

Büyük çoğunluk ise incir çekirdeğini doldurma derdinde.

Cumartesi, Ağustos 11, 2012

1915 Çanakkale Gazisi Kaplumbağa Blake

Yeni bir kaplumbağa hikayesi daha açığa çıktı.
Hemde bu sefer başrolde bizim kaplumbağalarımızdan biri var. Çanakkale savaşı esnasında 1916 Gelibolu' dan başlayıp 2012 yılında İngiltere' nin Norfolk şehrinde devam eden uzun bir hikaye. Pes diyorum artık ama , her zamanki gibi gene İngilizler var bu hikayenin içinde de.

Marrion Skinner isminde bir İngiliz kadın 1983 yılında dişi bir kaplumbağa ararken Marris isminde bir bayan onunla kontak kurarak elinde yaşlı bir dişi kaplumbağa olduğunu ve ona verebileceğini söylemiş. 
Mrs Skinner kaplumbağayı almaya gittiğinde onun dişi değil erkek olduğunu görmüş. Mrs Marris  1915-1916 yıllarında gelibolu savaşına katılan kocasının bu kaplumbağayı askeri çantası içinde Türkiyeden getirdiğini söylemiş. Ölümcül siper savaşlarından , korkunç bombardımanlardan kurtulmayı başaran kaplumbağa böylece 1916 yılında İngilterede yeni bir hayata başlamış.

Kaplumbağa Blake 67 yıl Marris çiftiyle birlikte yaşamış. 1916 -1983 yılları arasında o günlerin olanaklarıyla bu işi nasıl başarmışlar öğrenmek isterdim. Sanırım hakkında bir bilgi olmayan Mr Marris vefat edice artık iyice yaşlanan eşi de kaplumbağaya daha fazla bakamayacağını anlayarak onu Skinner a veriyor. 



 Kaynak : Dailymail

  Kaynak : Dailymail

  Kaynak : Dailymail

  Kaynak : Dailymail


20 den fazla kaplumbağası olan Marion Skinner' da Kaplumbağa Blake' e bugüne kadar bakmış.Ama 67 yaşında emekli olunca tüm kaplumbağalarını başkalarına dağıtmaya başlamış. Elinde en son kalan kaplumbağa 100 yaşından yaşlı olduğu tahmin edilen Çanakkale savaş gazisi kaplumbağa Blake olmuş. Mrs Skinner özel bakıma ihtiyaç duyduğunu belirttiği yaşlı ama sorunsuz kaplumbağasına özenle bakacak bir başkasına vermek istiyor. İngiliz kaplumbağasever  "Blake hayata başladığı kendi  topraklarına Gelibolu doğasına dönerse bu çok müthiş birşey olur" diyor.

Bir kaplumbağa daha , büyük homosapiens savaşlarının yaşandığı 20 ci yüzyılı devirerek anlamsız savaşlarda birbirlerini öldürenlere inat yaşamaya devam ediyor.

Kaynak : http://www.dailymail.co.uk/news/article-2186409/Tortoise-brought-soldiers-kitbag-Gallipoli-100-years-ago-looking-new-owner.html